![]() | |
![]() |
| | Seçenekler |
| | #101 |
| Premium Members | Yüreklerdeki Bukağı -I- Gri bir varoluşa açılan penceresi Kırmızıyken yaşamın, Gökkuşağı kisvesi mi aldanışa huzur! ? ... Kim ki aldatan; İnsandan olma insan! ! Benci ağıtlarında yapay hüzünle, Abdala aptal yaftası vuran Sırıtkan gölgeler... -Tanrı değil ki karartan Evrimi tamamlanmamışın ömrünü- Vicdan yerleşmiyorsa Kafesteki yürek boşluğuna ne çare! -II- Toplumsal bir paradoksun Bireyleriydik biz. Yalan kokan nefeslerin kestiği cezaların Tutsaklığını reddeden, İletken olmaya çabalı milyonlara Ala ak bir şölende. Vefa sunan, varlığımızı anlamlandırana. Sözdük, Sevdalıydık özgürlüğe Çağrısıydık erdemin. Öyleyse günahı neydi Doğruluğa köprü kurma sancımızın? Erdem Nur Cengiz |
| | #102 |
| Premium Members | Bir İnsan Besliyorum Bir insan besliyorum, büyütüyorum Gizli, hızlı, Herkeslerden sakınarak, Tüm bildiklerimi öğretip Yaşama amacını sen yapıp, Seni sevmeye şartlandırarak, Bir insan büyütüyorum... Nefesimi şişeden alıyorum, Tiner gibi çekiyorum içime en kirli havaları Saat gece iki İnsan büyütülecek bir saat değil gibi, Penceremin kenarından gelen Çok eski bir ışık gösteriyor bana kalemimi, Kağıt ortada yok, Şimdi seni öyle dolu yaşıyorum ki, Seni şimdi öyle çok istiyor, Öyle çok seviyorum ki, Büyüyorum, Seni sevmeye şartlanıyorum Saat gece iki, Sevmek için ideal bir saat sanki, Oysa sen Hiç böyle uzağımda olmamıştın... 30.03.98 “karanlığa muhtacım” Umut Taydaş |
| | #103 |
| Üniversite 4. Sinif | Sen benim ikinci doğum günümsün Gençliğim maziye göçerken geldin Sen benim geciken şanslı yönümsün Son fırsat elimden kaçarken geldin Ezan çiçekleri açarken geldin. Gün gurup ederken bi akşamüstü Gözlerin gönlümüm yolunu kesti Bahçemde mutluluk rüzgarı esti Sen bana iş işten geçerken geldin Ezan çiçekleri açarken geldin Görevi devredip ihtiyar-ı aya Evlada diyordu güneş dünyaya Ne akşamsefası ne sarı fulya Son fırsat elimden kaçarken geldin Ezan çiçekleri açarken geldin. Sıradan sözlere eyleme meyil Sen bana kulak ver sen bana eğil Açelya begonya sardunya değil Sen bana iş işten geçerken geldin Ezan çiçekleri açarken geldin Eski bir sevdanın ince ağrısı Aşkınla tedavi gördü doğrusu Duyuldu akşamın namaz çağrısı Son fırsat elimden kaçarken geldin Ezan çiçekleri açarken geldin. Gün battı batacak hafif rahmet var Gözüme gürünen bir alamet var Bu aşkta bir hikmet bir keramet var Sen bana iş işten geçerken geldin Son fırsat elimden kaçarken geldin Ezan çiçekleri açarken geldin Cemal Safi |
| | #104 |
| Lise 1. Sinif | şiirlerin hepsi birbirinden güzeller gönlüne sağlık bukağı. |
| | #105 |
| Gold Members | abla şiirler birbirinden güzel ama neden bunları ayrı konularda açmadın gözlerim döndü |
| | #106 |
| Gold Members | eline emegine saglık. |
| | #107 |
| Premium Members | Biz Hiçbir Dostu Yarı Yolda Bırakmadık bana; “sigarayı bırak,çok içiyorsun”diyorlar. “bakanlar kurulu toplanmış ve karar almışlar ve aldıkları bu kararı paketlerin üzerine yazdırmışlar” (sigara sağlığa zararlıdır...) bunca memleket meselesi varken koskoca herifler oturup da, böyle bir karar almışlar. sigara benim otuz üç yıllık sevdam, dostum. günde iki paketten hesapla kırk kez gözgöze geliyor, kırk kez parmaklarım okşuyor tenini ve kırk kez buluşuyoruz dudaklarımızda. bakkaldan isterken günde iki kez adını söylüyor, kokularımızda kayboluyoruz. bir keresinde yanılıp da, bırakmayı düşünmedim değil. bir sevgilim vardı o zamanlar; ayrılmıştık. onun kokusunu takıp ardına özlemi,hasreti taşıdı burnuma, ve onulmaz bir pişmanlıkla yeniden sarıldım can dostuma. siz; hiç, otuz üç yıl boyunca ve hiç eksilmeyen bir sevdayla her gün sevdiğinin adını adeta haykıran, onu hiç aklından çıkaramayan, her gün öpüşen hiç durmadan, ve o olmadan sanki nefes almayan ve onu sol cep kapağının altında, yani yüreğinin üzerinde taşıyan başka bir sevdalı gördünüz mü? hani bir söz vardır: “bir yastıkta kırk yıl” kırk yıla az kaldı bir yastıkta ve eskiteceğim yastıkları inatla. sigaraya savaş açanlar her gün caddelerde, sokaklarda cirit atan, ve egzost boruları at tarağı kadar iri olan milyonlarca arabanın ciğerlerimize doldurduğu dumanı görmüyorlar. zehir saçan fabrika bacalarını, nükleer santralları, hormonlu gıdaları, giderek kanserleşen hayatı görmüyorlar. belki de bir çok şeyi bilerek görmezden geliyorlar. herkes bir yol tutturmuş; ya da “yol bulmaya” burnunun dikine gidiyorlar. Bektaşilik var serde, “dostun attığı gül bile yaralar beni” ama gelecekse ölüm, dost elinden olsun gözüm. sigara öldürürmüş, süründürürmüş, sağlığa da zararlıymış falan. ben yaşamım boyunca bir zararlı tanıdım; o da “insan” biz sigara yaktık, onlar türküleri. biz sigara yaktık, onlar ozanları,şairleri. biz sigara yaktık, onlar köyleri,kentleri. biz sigara yaktık, onlar ormanları,hayvanları, börtü böceği, biz sigara yaktık, onlar kızkardeşi,gelini, anneyi. biz sigara yaktık, onlar umudu,geleceği... sigara içenler; gezegenin duyarlı insanları. “tabak sevdiği deriyi yerden yere vururmuş” öfkelerini dostlarından çıkardılar. Aydan Örtülü Konu bukağı tarafından (19.11.2008 Saat 03:20 ) değiştirilmiştir. |
| | #108 |
| Premium Members | i am the last one Kaçarken hepsi kendini düşünüyordu, kaçarken sevgi yoktu, sevgili yok, kaçarlarken ana, baba, evlat yoktu, hep beraber kaçıyorlardı nereye gittiklerini bilmeden, ama yalnız kendileri için kaçıyorlardı. ölmekten mi, yaşamaktan mı kaçıyorlardı, yaşarken ölmekten mi, ölüyken yaşamaktan mı? , ben seyrediyordum, ben neredeydim, neden, (nereye) kaçmıyordum. bilinçsiz gibilerdi, bilmeden, istem dışı olan bir kaçıştı bu sanki, belki ölüme koşuyorlardı, belki hayata, belki hiçliğe koşuyorlardı, belki güce, ben neden onların arasında değildim, ve neden kaçmayan bir tek bendim, neredeydim ben, neden (nereye) kaçmıyordum, ben seyrediyordum, düşünüyordum. etrafıma baktım kimse yoktu, benden başka, kaçmayan... tanıdığım herkes o milyarlık kalabalığın içindeydi, sinirlendim ben niye kaçmıyorum diye, katılmak istedim aralarına, olmadı, ölmek istedim yalnızlığımdan, çıkarıp cebimdeki bıçağı, sapladım kalbime, ne kan vardı, ne acı, bekledim ölürüm belki diye, ölmedim, ölemedim, daha da sinirlendim ölemediğime, kafam kadar büyük bir taş alıp yerden, kafamı yaslayıp bir duvara vurmaya başladım kafama diğer tarafından tüm gücümle, ne acı vardı, ne kan, sadece kırık taş parçaları vardı, etrafa yayılan, ölemedim, ölmedim, karar verdim ne olacak diye beklemeye... onlar hala kaçıyorlar, ben hala bekliyorum sonsuz sabrımla, bitmiyorum, bitemiyorum. 15.02.1997 Umut Taydaş Konu bukağı tarafından (22.11.2008 Saat 03:27 ) değiştirilmiştir. |
| | #109 |
| Premium Members | Susku Sustuk, kıyımlarda hep suçüstü Yüreğim lav fışkırtan buzdağıydı oysa Katranla sıvanan yara Biz ölü kuşlarını toplardık savaşın Her akşamüstü sokakta Buruk içkanamalarla ,sancılarla Siz ölümün kıyısında gül toplardınız Ve unutmabeni çiçeği Kuşanıp yaşanmışlıklarınızı gittiniz Aklımın ak yerinde kabuklanan yara Yıkanırken hayatın kirli kanıyla Bombalar düşüyordu hayata Uçurumlar uyurken dağbaşlarında Kimsenin umurunda değil ama Eskirdik her adımda Durmadan eksiliyorduk yokluğunuzda Ve arabesk korolarla susuyorduk Mistik ayinlerinde aynaların Kustuk içimize ne varsa Hep aynı dilde sustuk Yüreğim lav fışkırtan buzdağıydı oysa Yüreğim acıya bulaşmış fırtına Hüzünlü bir gece sefası Yüreğim tenha Yangındık, Kırmızı siyah bir lav çiçeği Hep çoğalırdı ıssızlığımız yokluğunuza Alaaddin Külcüoğlu Konu bukağı tarafından (26.11.2008 Saat 03:18 ) değiştirilmiştir. |
| | #110 |
| Üniversite 1. Sinif | bu güzel şiirleri paylaşan güzel kalpli Bukağı ya teşekkürü borç bilirim. Teşekkürler Bukağı. Yüreğine sağlık. |
| | #111 |
| Ilkokul 2. Sinif | yüreğine sağlık |
| | #112 |
| Üniversite 1. Sinif | Bu güzel paylaşımlara sonsuz teşekkürler. Harikasın Bukağı |
| | #113 |
| Premium Members | NEŞTER "tatlı su sosyologlarına" penceren varsa aç, içeri nefes girsin, tazelik dolsun, biraz heyecan olsun; benim pencerem yok, dışarıdan ciğerlerimde getirdiğim havayı soluyorum, hem buğulanabilecek bir cam da yok, cesaret edemediğim sözleri yazamıyorum, günaydın olamıyor hiç bir gün ışığı, karanlıktan bıkmışım, karanlık bana bağımlı: bu kadar karanlığı gönlüme mi sokacağım, hiç sanmam yerim yok, gönlüm o kadar seninle dolu ki, karanlığı bırak, seni alacak yer kalmadı, yine de devamı mümkün; kuytu kuytu yaşıyorum, figandayım uğul uğul. zor hayatlardan geçtim, zor bir hayat oldum, bu kendimi annemden babamdan almadım, idareten kiralamadım, nice ölüme gittim ve döndüm hepsinden, namluların ucundan döndüm, denizlerin dibinden, boşluklardan, ustura ağzından, şişelerin kaidesini bozdum, bir dolu kadının dudağından, adice sıcak nefesinden döndüm, umutla döndüm, ahlarla, inançla, yüreğime güvenerek ve sarılarak, saklayarak gururumu, ona buna titretmeden sesimi, ne olursa olsun, el pençe divan durmayarak, damara çalışan hayat simsarlarından, kendini başkalarıyla var etmeye çalışan adamlardan, kendini başkalarıyla temizlemeye çalışan kadınlardan kanser salan güruhlardan, onulmaz kırıklardan kimsesizliklerden geçtim; yoklukları gördüm ben de, görmeye tahammül edemeyeceğim şeyleri yalayan insanlar tanıdım, boyun eğen, boyun eğmeyi seven yaratıklara ağladım, açlıktan güvercin çaldım, yağmur suyuyla yetindim, aylarca yağmur yağmadı, kızılırmak'ın boklu sularına kandım, çok defa yandım ben, çok defa yakıldım, ortaya atıldım, defalarca güvendim ve haddinden fazla satıldım, basit insanlarda gördüm korkunun, zavallılığın ne demek olduğunu, sevdiğim basit insanlarda, susarak yaşadım çok uzun bir zamanı, tüketerek kendimi, kıyarak, harcayarak, sabrederek ve hep "o"lar filizlendirerek içimde, yaşamadığım ama var olduğunu bildiğim, varlığı meçhul bir özlemle durdum hep, bu hastalıklı dünyanın sunduğu hepsi birbirinden güzel, kişiliksiz hazlara, değişmedim onurumu, karakterimi. giderek psikopatlaşıyordu yaşım, umudum yok olmasın diye kırdım parmaklarımı, gittiğim, gördüğüm, umut ettiğim her yerde, seni aradım, seni bekledim; ben bu yalnızlığı haketmedim. tüm sevenlerimi yok ettim ben, hepsinin en güvenilmezi oldum, ailemi öldürdüm, babamı kulaklarından tavana astım, taze bir kadınla değiştim annemi, dostlarımın sevdikleriyle seviştim, cımbızla para çaldım çocukların kumbaralarından, olmayacak umutlar verdim, haybeye ego doldurdum, hep çalışıyor göründüm, hiç iş yapmadım, arkalarından konuştum insanların, kuyularını kazdım, üstlerini örttüm olmadığımı oldum, ne göründüğüm gibi oldum, ne olduğum gibi göründüm, çok yalan söyledim, hep yalan söyledim ben, gizliciydim, sırlarımı bilen bir tek insan olmadı, önüme gelen hayvanlara mutlaka tekme vurdum, düşenin üzerine bastım, ben uzun süredir kullandım herkesi, sana kimseyi sevmedim, senin içindi, sen niçindin; bu yalnızlığı haketmedim ben. çok zavallı yazılar yazdım, "çok" kelimesini çok kullandım, giderek hiç oldum, tükendiğimi gizlemek için olmadık şeyler yazdım, yazamadım daha doğrusu kendimi erken taklit ettim, yazacak bir şeyi kalmadı dünyanın, o benden erken tükenmişti; bitap yazılar yazdım, bunları ben yazmadım; haketmedim ben bu yalnızlığı. herşeyin üstesinden gelip, herşeyi öldürüp, bunca bekleyip, didinip, direnip kaçarak, korkarak, sakınarak, saklayarak, sadece sana geldim, hepsini seni sevdim seni sevdim, ben bu yalnızlığı haketmedim... 19.06.01 - 22:52 "bir şey söylendiğinde anlamayıp "nasıııl" diye haykıran sığır insanlar yüzünden kafam bozuk hep" Umut Taydaş |
| | #114 |
| Premium Members | KİMİM VARKİ BAŞKA GÖZLERİMDEN ÖPECEK Git gide kirletiyorlar gökyüzünü Anne Umutlarıda tüketiyorlar hep beraber sevgileri de dillerinde en ince yalanlar süslü ve sisli yüzleriyle soğuk yüreklerinde ne acıma ne sevgi kimin eli kimin cebinde kimin eli kimin neresinde belli değil bense öyle acemi ve şaşkın boş kalan ellerimi bir ömür nereye koyacağımı bilemedim bilemedim hangi yalanla kimi nasıl soyacağımı durmadan kirletiliyor kanıyor zaman anne kimse aldırmıyor kimse yanmıyor sevinçlerini ateşe döken gelincik çiçeğine dönüp bakmıyor çığlıklarına çocukların kapkara bir nehir gibi her akşam acı akıyor yüzünde yoksulların dumanlar yürüyor her akşam beton yığınlarıyla örtülü / sevgisiz kentler üstüne zifiri karanlıklar kimse kimsenin yasını tutmuyor bölüşmüyor acısını Sarılki kokun sinsin tenime anne sevgin işlesin yüreğime bu yalancı dünyada kimim varki başka gözlerimden öpecek içimi ısıtacak bu karanlık soğuk kış gecelerinde Sarılki serinlensin ateşler içindeki alnım yorgunum anne beynim tenim ellerim yorgun kendime sürgün yaşamaktan sevgiye tanımlar aramaktan tüm bu oldu bittilere insanın kayıtsızlığından yorgunum anne yoruldum anne ağrılarım sızılarım yorgun ihanetler yedi umudumu sevgimi düşlerimi her gece yalnızlıklar sürüyorum kanayan yerlerime ellerime çaresizlikler yüklüyorum üşüyorum bu karanlık gecelerde sarıl bana oysa hiç dönmedim sırtımı insanın emeğine öpmedim namerdin elini eğilmedim zalimin önünde ama ezildim bir çaresizin bakışından bir annenin yakarışından bir babanın haykırışından utandım anne dünyayı kirli bahçesine çevirenlerden aç insanların kederinden utandım insanların kayıtsızlığından tüm bu oldu bittilere insanlığımdan utandım anne insanlığımdan ve ben bunca kalabalığın bunca mekanların içinde yüreğindeki yağmurlarla herkesin bildiği bu dünyada adresi olmayan mektuplar gibi yorgun yavru bir kedi gibi yalnız ve kimsesiz öyle mi? vay. Nuri CAN 21.07.2006 Saat: 00:00 |
| | #115 |
| Gold Members | ELINE YUREGINE SAGLIK ABLAM |
| | #116 |
| Üniversite 1. Sinif | Şairin yüreğine, paylaşan güzel kalpli Bukağı ya sonsuz teşekkürler |
| | #117 |
| Premium Members | sağolun ben teşekkür ederim yorumlarınız için,gönlünüze sağlık. |
| |
#118 |
| Gold Members | ellerinize yüreginize saglik gercekten güzel siirler paylasiminizin devamini bekliyorum |
| | #119 |
| Bronze Members | Bir yer vardır hani takılıp kaldığın... Çıkılacak yoldan çok, çıktığın mesafeyle oyalandığın... Daha yukarıda daha muhteşem bir manzara seni beklerken... Ve gidilecek yere varamadıysan, yolun neresinde olduğunun ne önemi var? ![]() |
| | #120 |
| Premium Members | Ben Anne Olamadım Anne Anem; güzel annem, Bizim için üzülme artık annem. Bak evlatların büyüdü,hepsinin işi iyi, Evlendiler,yuvalarında huzurlular, Çocuklarıyla mutlular.. Çocuklar dedim de anne; Ben hala anne olamamanın acısıyla yaşıyorum. Çok şey oldum ama; anne olamadım annemm... Bebekler cennet kokularıyla gelirmiş; Ben henüz dünyaya getiremeden kaybettiğim Bebeğimin kokusunu bile alamadım anne... Altı koca yıl oldu bebeciğimi kaybedeli, Bugün rüyamda gördüm; Oğlum olmuş anne, Erkekmiş yitirdiğim bebeğim. Öyle rahatlatıcı bir ses geldi ki; Bu senin oğlun,ona sarıl öp,kokla diye. Yatağıma oturdum,yanıma geldi, Koynuma bastım onu, Öptüm kokladım,sıkı sıkı sarıldım yavruma. Bana konuşmadı ama sımsıcaktı, Sarıldı,sevgiyle baktı bana.. Uyandığımda oturuyordum anne; Bu rüya olamaz dedim, sıcaklığı ve kokusu üzerimdeydi hala anne. Çok ağladım annem çok. Bak anneler günü geliyor, Ben anne olamadım anne Etrafımdaki çocuklarım sırayla Anneler günümü kutlayacak Her birinin tatlı sözleri Benim yüreğimi parçalayacak. Doğmamış bebeğimi bugün kaybettim annem; Bugün hiç gücüm yok; Bugün çok zayıfım annemm Bugün güçsüzüm... hülya göde. Hülya Göde |
![]() |
| Etiketler |
| bukağı, bukagi, kendime söylüyorum, siir, şiir |
| Seçenekler | |
| |