SEVGİLİ Mustafa; 2 sezon gözlerden ıraktın. İran'daydın. Orada başına muhakkak büyük bir şey gelmiş. Benim tanıdığım Mustafa'nın çok dışındasın be güzel adam. Üst üste 2 kolay gözüken maçı büyük sıkıntılara soktun. 2 oyundur İnönü'nün kapısında ızdırap nöbet bekliyor. Lig öyle bir hale geldi ki, 3-5 dakikayı bile sokağa atmayacaksın. Elime takımın listesi geldi, Bobo ile Holosko yanında. Bu takım bir yerlere taşınacaksa bu 2 adamla taşınır. Çok koşup bozarak, karşıyı oynatmayarak kazanmak Beşiktaş'ın tarzı olamaz. İyi bir takımın oyuncuları oyun sıkıntıya girince reaksiyon gösteren oyunculardan oluşur. Böyle 2 tane oyuncunu oyuna sürmüyorsan, o senin dediğin 26., 27. haftalar hiç gelmez. 2. yarı bir Holosko'nun girişi bile seni daha çok öbür yarı sahada tuttu. Çünkü rakip ilk yarı 1 fazla adamını senin üstüne başına yolladı. Senin bu düşünce yanlışını anlamış değilim.
YENİ gelecek bir Alman oyuncu var, benim ezberimde olan bir futbolcu. Adam çamaşır makinesi gibi. İleri giderken de var, dönerken de. Cisse'den kurtulabileceksen bu işin yarısını halledersin. Bir şey olacak diye beklediğin S.Özkan'dan ne köy olur ne kasaba. Yeteneği var deniliyor, yanlış kullanılan yetenek, yetenek değildir.
ESKİ memurlar dediğim Zan ile Toraman, 1-2 maçtır iyi oynuyorlar. Ne kadar gider bilemem. Yusuf için söyleyeceklerim var. Yusuf benim için iyi bir oyuncu. Ama beynimle ayağımı yerden kesecek kadar süper bir adam değil. Beşiktaş'ın işini 2 maçtır görmüyor ama biraz daha ısındıkça görecektir.
BEN hakemlere hep oyuncu gözüyle bakarım. 1-2 satır da karalarım. Bu Özkalfa'ya şimdiye kadar seyrettiklerimle bir karne notu veremedim. Seyrediyorum, içimden iyi hakem diyorum, 5 dakika sonra vazgeçiyorum. Djiehoua'nın Zan'a yaptığı bir faul var, o top direkten döndü. Nasıl göremedi anlamadım.