CAYBURG.ORG
Sairlerimizden Siirler Sairlerimizin siirleri,arsivleri.. sairlerimize dair hersey.
Cevapla
"nazım Hıkmet Ko$esi" Bu konu 1077 defa okundu ve 106 yorum yazildi.
 
Seçenekler
Alt 27.10.2008, 00:47 #81
Ilkokul 2. Sinif
paylaşım için çok tesekkürler
Alt 29.10.2008, 01:05 #82
Ilkokul 4. Sinif
"..Ve sevda
ve zulu"m
ve hayat

Ve go"kyu"zu"
ve sahra
ve mavi okyanus

ve kederli nehir yollarinin
su"ru"lmu"s topragin ve sehirlerin bahti
bir safak vakti degismis olur,

bir safak vakti karanligin kenarindan
Onlar ki agir ve nasirli ellerini topraga basip
dogrulduklari zaman.."


NAZIM HIKMET

Alt 29.10.2008, 01:06 #83
Ilkokul 4. Sinif
NIKBINLIK *

Guzel gunler gorecegiz cocuklar,
gunesli gunler
gore-
-cegiz...
Motorlari maviliklere surecegiz cocuklar,
isikli mavilikler
sure-
-cegiz...
Actik miydi hele bir
son vitesi,
adedi devir.
Motorun sesi.
Uuuuuuuy! cocuklar kim bilir
ne harikuladedir
160 kilometre giderken opusmesi...

Hani simdi bize
cumalari, pazarlari cicekli bahceler vardir,
yalniz cumalari
yalniz pazarlari..
Hani simdi biz
bir peri masali dinler gibi seyrederiz
isikli caddelerde magazalari,
hani bunlar
77 katli yekpare camdan magazalardir.
Hani simdi biz haykiririz
Cevap:
acilir kara kapli kitap:
zindan..
kayis kapar kolumuzu
kirilan kemik kan.
Hani simdi bizim soframiza
haftada bir et gelir.
Ve
cocukalrimiz isten eve
sapsari iskelet gelir..
Hani simdi biz...
Inanin:
guzel gunler gorecegiz cocuklar
gunesli gunler
gore-
-cegiz.
Motorlari maviliklere surecegiz cocuklar
isikli maviliklere
sure-
cegiz.....
1930
Nazim Hikmet
Alt 29.10.2008, 01:07 #84
Ilkokul 4. Sinif
YIL 1918 - 1919
ve
KARAYILAN HIKAYESI


Atesi ve ihaneti gorduk
ve yanan gozlerimizle durduk
bu dunyanin uzerinde.
Istanbul 918 Tesrinlerinde,
Izmir 919 Mayisinda
ve Manisa, Menemen, Aydin, Akhisar :
Mayis ortalarindan
Haziran ortalarina kadar
yani tutun kirma mevsimi,
yani, arpalar bicilip
bugdaya baslanirken
yuvarlandilar...
Adana,
Antep,
Urfa,
Maras:
dusmus
dovusuyordu...

Atesi ve ihaneti gorduk.
Ve kanli bankerler pazarinda
memleketi alamana satanlar,
yan gelip olulerin uzerinde yatanlar
dustuler can kaygusuna
ve kurtarmak icin baslarini halkin gazabindan
karanliga karisarak basip gittiler.
Yaraliydi, yorgundu, fakirdi millet,
en azili duvellerle dovusuyordu fakat,
dovusuyordu, kole olmamak icin iki kat,
iki kat soyulmamak icin.

Atesi ve ihaneti gorduk.
Murat nehri, Canik daglari ve Firat,
Yesilirmak, Kizilirmak,
Gultepe, Tilbesar Ovasi,
gordu uzun disli Ingiliz'i.
Ve Aksu'yla Kopsu,
Karagol'le Sogut Golu
ve gumus basamakli turbesinde yatan
buyuk, asik olu,
sapksi horoz tuylu Italyan'i gordu.
Ve Cukurova,
kiyasiya duzluk,
ucurumlar, yamaclar, daglar kiyasiya
ve Seyhan, ve Ceyhan
ve kara gozlu Yuruk kizi,
gordu mavi uniformali Fransiz'i.
Ve devam ettik atesi ve ihaneti gormekte.
Esraf ve ayan mutehayyizanin cogu,
ve agalar:
Bagdasar Aga'dan
Kellesi Buyuk Mehmet Aga'ya kadar,
kara donlu koylulerden.
Ve bizim tarafa gecenler oldu
Tunuslu ve Hiindli kolelerden.
Ve Turkistanli Haci Ahmet,
kisik gozleri,
seyrek sakali,
hafif makinali tufegiyle
daglarda bir basina dolasti.
Ve sabahleyin ve ogle sicaginda ve aksamustu
ve ayisiginda ve yildiz alacasinda geceleyin,
ne zaman sikissa bizimkiler,
peyda oluverdi yerden biter gibi o
ve ates etti
ve dusmani dagitti
ve kayboldu daglarda yine.
Atesi ve ihaneti gorduk.
Dayandik,
dayandik her yanda,
dayandik Izmir'de, Aydin'da,
Adana'da dayandik,
dayandik, Urfa'da, Maras'ta, Antep'te.

Antepliler silahsor olur,
ucan turnayi gozunden
kacan tavsani ard ayagindan vururlar
ve arap kisraginin ustunde
taze yesil selvi gibi ince uzun dururlar.
Antep sicak,
Antep cetin yerdir.
Antepliler silahsor olur.
Antepliler yigit kisilerdir.

Karayilan
Karayilan olmazdan once
Antep koyluklerinde irgatti.
Belki rahatsizdi, belki rahatti,
bunu dusunmege vakit birakmiyordular,
yasiyordu bir tarla sicani gibi
ve korkakti bir tarla sicani kadar.
Yigitlik atla, silahla, toprakla olur,
onun ati, silahi, topragi yoktu.
Boynu yine boyle cop gibi ince
ve boyle kocaman kafaliydi
Karayilan
Karayilan olmazdan once.

Dusman Antep'e girince
Antepliler onu
korkusunu saklayan
bir fistik agacindan
alip indirdiler.

Altina bir at cekip
eline bir mavzer
verdiler.

Antep cetin yerdir.
Kirmizi kayalarda
yesil kertenkeleler.
Sicak bulutlar dolasir havada
ileri geri...

Dusman tutmusu tepeleri,
dusmanin topu vardi.
Antepliler duz ovada
sikismislardi.
Dusman sarapnel dokuyordu,
topragi kokunden sokuyordu.
Dusman tutmustu tepeleri.
Akan: Antep'in kaniydi.

Duz ovada bir gul fidaniydi
Karayilan'in
Karayilan olmazdan onceki siperi.
Bu fidan oyle kucuk,
korkusu ve kafasi oyle buyuktu ki onun,
namliya tek fisek surmeden
yatiyordu yuzukoyun.

Antep sicak,
Antep cetin yerdir.
Antepliler sihahsor olur.
Antepliler yigit kisilerdir.
Fakat dusmanin yopu vardi.
Ve ne care, kader,
duz ovayi Antepliler
dusmana birakacaklardi.

<Karayilan> olmazdan once
umurunda degildi Karayilan'in
kiyamete kadar dusmana verseler Antep'i.
Cunku onu dusunmege alistirmadilar.
Yasadi toprakta bir tarla sicani gibi,
korkakti da bir tarla sicani kadar.

Siperi bir gul fidaniydi onun,
gul fidani dibinde yatiyordu ki yuzukoyun
ak bir tasin ardindan
kara bir yilan
cikardi kafasini.
Derisi isil,
gozleri atesten al,
dili cataldi.
Birden bir kursun gelip
kafasini aldi.
Hayvan devrildi kaldi.

Karayilan
Karayilan olmazdan once
kara yilanin encamini gorunce
haykirdi avaz avaz
omrunun ilk dusuncesini:
<Ibret al, deli gonlum,
demir sandikta saklansan bulur seni,
ak tasin ardinda kara yilani bulan olum.>

Ve bir tarla sicani gibi yasayip
bir tarla sicani kadar korkak olan,
firlayip atlayinca ileri
bir dehset aldi Anteplileri,
segirttiler pesince.
Dusmani tepelerde yediler.
Ve bir tarla sicani gibi yasayip
bir tarla sicani gibi korkak olana:
KARAYILAN dediler.

<Karayilan der ki: Harbe oturak,
Kili yollarindan kelle getirek,
nerde dusman varsa orda bitirek,
vurun ha yigitler namus gunudur...>

Ve biz de bunu boylece duyduk
ve cetesinin basinda yillarca nami yuruyen
Karayilan'i
ve Anteplileri
ve Antep'i
aynen duyup isittigimiz gibi
destanimizin birinci babina koyduk.

Nazim Hikmet
Alt 29.10.2008, 01:07 #85
Ilkokul 4. Sinif
ONLAR

Onlar ki toprakta karinca,
suda balik,
havada kus kadar
cokturlar;

korkak,
cesur,
cahil
hakim
ve cocukturlar

ve kahreden
yaratan ki onlardir,
destanimizda yalniz onlarin maceralari vardir.

Onlar ki uyup hainin igvasina
sancaklarini elden yere dusururler
ve dusmani meydanda koyup
kacarlar evlerine
ve onlar ki bir nice murtede hancer usururler
ve yesil bir agac gibi gulen
ve merasimsiz aglayan
ve ana avrat kufreden ki onlardir,
destanimizda yalniz onlarin maceralari vardir.

Demir,
komur
ve seker
ve kirmizi bakir
ve mensucat
ve sevda ve zulum ve hayat
ve bilcimle sanayi kollarinin
ve gokyuzu
ve sahra
ve mavi okyanus
ve kederli nehir yollarinin,
surulmus topragin ve sehirlerin bahti
bir sabah vakti degismis olur,
bir safak vakti karanligin kenarindan
onlar agir ellerini topraga basip
dogrulduklari zaman.

En bilgin aynalara
en renkli sekilleri aksettiren onlardir.
Asirda onlar yendi, onlar yenildi.
Cok sozler edildi onlara dair
ve onlar icin:
zincirlerinden baska kaybedecek seyleri yoktur,
denildi.

Nazim Hikmet
[Kuvayi Milliye]

Alt 29.10.2008, 01:08 #86
Ilkokul 4. Sinif
HASRET

yuz yil oldu yuzunu gormeyeli
belini sarmayali
gozunun icinde durmayali
aklinin aydinligina sorular sormayali
dokunmayali sicakligina karninin.
yuz yildir bekler beni
bir sehirde bir kadin.
ayni daldaydik ayni daldaydik
ayni daldan dusup ayrildik
aramizda yuz yillik zaman
yol yuz yillik.
yuz yildir alaca karanlikta
kosuyorum ardindan.

Nazim Hikmet
Alt 29.10.2008, 01:09 #87
Ilkokul 4. Sinif
EN MUHIM MESELE
Toprak doyurasi gozleri doymuyor
Cok cok para kazanmak istiyorlar;
oldurmemiz, olmemiz lazim geliyor
cok cok para kazanmalari icin.

Elbet de asikare yapmiyorlar bunu :
renk renk fener asmislar kuru dallara,
yalanlari salmislar yollara,
hepsinin de kuyrugu telli pullu.

Davullar dovuluyor pazar yerinde
cadirlarda kaplan adam, deniz kizi, kesik bas,
pembe donlu canbazlar tellerin uzerinde
hepsininde yuzu gozu boyali.

Aldanip aldanmamak,
Iste butun mesele.
Aldanmazsak : variz!
Aldanirsak : yok!

Nazim Hikmet 1951

Alt 29.10.2008, 01:09 #88
Ilkokul 4. Sinif
Bugun Pazar

Bugun pazar.
Bugun beni ilk defa gunese cikardilar.
Ve ben omrumde ilk defa gokyuzunun
bu kadar benden uzak
bu kadar mavi
bu kadar genis olduguna sasarak
kimildamadan durdum.
Sonra saygiyla topraga oturdum,
dayadim sirtimi duvara.
Bu anda ne dusmek dalgalara,
bu anda ne kavga, ne hurriyet, ne karim.
Toprak, gunes ve ben...
Bahtiyarim...

NAZIM HIKMET
Alt 29.10.2008, 01:10 #89
Ilkokul 4. Sinif
Ben
senden once olmek isterim.
Gidenin arkasindan gelen
gideni bulacak mi zannediyorsun?
Ben zannetmiyorum bunu.
Iyisi mi,beni yaktirirsin,
odanda ocagin ustune korsun
icinde bir kavanozun.
Kavanoz camdan olsun,
seffaf, beyaz camdan olsun
ki icinde beni gorebilesin
Fedakarligimi anliyorsun :
vazgectim toprak olmaktan,
vazgectim cicek olmaktan
senin yaninda kalabilmek icin.
Ve toz oluyorum
yasiyorum yaninda senin.
Sonra, sende olunce
kavanozuma gelirsin.
Ve orada beraber yasariz
kulumun icinde kulun
ta ki bir savruk gelin
yahut vefasiz bir torun
bizi ordan atana kadar...
Ama biz
o zamana kadar
o kadar
karisacagiz
ki birbirimize,
atildigimiz coplukte bile zerrelerimiz
yan yana dusecek.
Topraga beraber dalacagiz.
Ve bir gun yabani bir cicek
bu toprak parcasindan nemlenip filizlenirse
sapinda muhakkak
iki cicek acacak :
biri sen
biri de ben.
Ben
daha olumu dusunmuyorum.
Ben daha bir cocuk doguracagim
Hayat tasiyor icimden.
Kayniyor kanim.
Yasayacagim, ama cok, pek cok,
ama sen de beraber.
Ama olum de korkutmuyor beni.
Yalniz pek sevimsiz buluyorum
bizim cenaze seklini.
Ben olunceye kadar da
Bu duzelir herhalde.
Hapisten cikmak ihtimalin var mi bugunlerde?
Icimden bir sey :
belki diyor.
18 Subat 1945
Piraye Nazim Hikmet

Alt 29.10.2008, 01:11 #90
Ilkokul 4. Sinif
19 Yaşım
Benim ilk çocuğum, ilk hocam, ilk yoldaşım
19 yaşım
Sana anam gibi hürmet ediyorum
edeceğim
Senin ilk arşınladığın yoldan gidiyorum
gideceğim
Benim ilk çocuğum, ilk hocam, ilk yoldaşım
19 yaşım
*
Çok uzaklarda yuvarlanıyor başım
Oturuyor 19 yaşım
yatağımın başucunda
ellerimin avucunda
bana diyor ki;
-- kafamızda getirelim geri
o delikanlı günleri cancazım,
o dehşetli güzel günleri...
*
Köpüklü şahlanışların dönüm yeri..
Dünyanın altıda biri;
kan içinde doğuran ana..
İstasyondan istasyona
yalınayak
tankları kovalayarak
açlıkla yarış...
Şarkıların boyu kilometre
ölümün boyu bir karış...
*
Kafkas;
güneş
Sibirya;
kar
Seslenebildiğiniz kadar ses-
-lenin
24 saatte 24 saat Lenin
24 saat Marks
24 saat Engels
Yüz dirhem kara ekmek,
20 ton kitap
ve 20 dakika şey! ..
*
Ne günlerdi heheheeey
onlar ne günlerdi ahbap! ! ..
Çok uzaklarda yuvarlanıyor başım
Duruyor karanlıkta 19 yaşım
Lambayı yakıyorum
ona hayretle
muhabbetle
hürmetle
ve daha bilmem neyle bakıyorum
bakışıyoruz
*
Yılların arkasında çırptı kanadını
'Strasroy Ploşaat' ın saat kulesi
Yaşıyor herhangi bir 24 saatini
Vatandaş kavgasının darülfünun talebesi;
Balık çorbası, tüfek talimi, tiyatro, balet
KİTAP..
Patetes kamyonu başında süngü tak bekle nöbet
KİTAP... KİTAP...
Madde, şuur, istismar, fazla kıymet
KİTAP... KİTAP... KİTAP...
Manikür;
hayır,
Diş fırçası;
evet.
KİTAP... KİTAP... KİTAP...
Bu ne 24 saat
bu ne 24 saattir ahbap! !
*
Aşk;
yoldaş,
Profesör;
yoldaş,
Zenci;
coni,
Alman;
Telman,
Çinli;
Li
Ve 19 yaşım
yoldaş da yoldaş, yoldaş da yoldaş,
yoldaşım...
Yılların arkasında yuvarlanıyor başım
başım yuvarlanıyor
Uzun saçlarından tutuştu yıllar
yıllar yanıyor
yanıyor da yanıyor...
*
Oku
Yaz
Boz
Bağır
Çağır!
Bütün kuvvetinle nefes al...
KaFanda, kalbinde
etinde
iskeletinde ihtilal...
İhtilal;
gündüz-gece
Gece ormanda çam dalları yakarak,
bembeyaz
yusyuvarlak aya bakarak,
hep bir ağızdan şarkılar söyleniyor..
Ve bu anda
kuvvetli dinç
bir ağrıdan gelen deli bir sevinç
sıçrar atlar köpüklenir çatlar
kafanda...
*
Haaayydaa,
beyaz orduları dumanlı ufuklar gibi önüne katan
bir kızıl süvarisin,
bir kızıl süvariyim,
bir kızıl süvariyiz,
bir kızıl, , , , ,
Geçti üç yıl
Ey benim 19 yaşım,
Ormanda çam dalları yaktığımız
hep bir ağızdan şarkılar söyleyerek aya baktığımız
gecelerin üstünden........
Ben yine söylüyorum aynı şarkıları
Döndürmedi rüzgar beni havada yaprağa,
ben kattım önüme rüzgarı...
Ve sen ki en yıkılmazları yıkabilirsin,
gözüme bakabilir
elimi sıkabilirsin...
Ve sen ki...
Sen,
BENİM İLK ÇOCUĞUM, İLK HOCAM, İLK YOLDAŞIM
19 YAŞIM

Alt 29.10.2008, 01:12 #91
Ilkokul 4. Sinif
hazırlanmıştı ki devin,
yapamazdı yapısını,
çalamazdı kapısını
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan evin.

O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Mini minnacıktı kadın.
Rahata acıktı kadın
yoruldu devin büyük yolunda.
Ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
girdi zengin bir cücenin kolunda
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan eve.

Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
dev gibi sevgilere mezar bile olamaz :
bahçesinde ebruliiiii
hanımeli
açan ev..

NAZIM HİKMET RAN

Alt 29.10.2008, 01:13 #92
Ilkokul 4. Sinif
Seviyorum seni
Ekmeği tuza banıp yer gibi
Geceleyin ateşler içinde uyanarak
Ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi
Ağır posta paketini neyin nesi belirsiz
Telaşlı,sevinçli,kuşkulu açar gibi
Seviyorum seni
Denizi ilk defa uçakla geçer gibi
İstanbul'da yumuşacık kararırken ortalık
İçimde kımıldayan birşeyler gibi
Seviyorum seni
"Yaşıyoruz çok şükür" der gibi...
Nazım Hikmet

Alt 29.10.2008, 01:13 #93
Ilkokul 4. Sinif
Dünyadan memleketinden insandan
umudun kesik değil diye
ipe çekilmeyip de
atılırsan içeriye
yatarsan on yıl on beş yıl
daha da yatacağından başka
sallansaydım ipin ucunda
bir bayrak gibi keşke
demeyeceksin
yaşamakta ayak direyeceksin.

Belki bahtiyarlık değildir artık
boynunun borcudur fakat
düşmana inat
bir gün fazla yaşamak.

İçerde bir tarafınla yapyalnız kalabilirsin
kuyunun dibindeki taş gibi
fakat öbür tarafın
öylesine karışmalı ki dünyanın kalabalığına
sen ürpermelisin içerde
dışarda kırk günlük yerde yaprak kıpırdasa.

İçerde mektup beklemek
yanık türküler söylemek bir de
bir de gözünü tavana dikip sabahlamak
tatlıdır ama tehlikelidir.

Tıraştan tıraşa yüzüne bak
unut yaşını
koru kendini bitten
bir de bahar akşamlarından.

Bir de ekmeği
son lokmasına dek yemeyi
bir de ağız dolusu gülmeyi unutma hiçbir zaman.

Bir de kim bilir
sevdiğin kadın seni sevmez olur
ufak iş deme
yemyeşil bir dal kırılmış gibi gelir
içerdeki adama.

İçerde gülü bahçeyi düşünmek fena
dağları deryaları düşünmek iyi
durup dinlenmeden okumayı yazmayı
bir de dokumacılığı tavsiye ederim sana
bir de ayna dökmeyi.

Yani içerde on yıl on beş yıl
daha da fazlası hattâ
geçirilmez değil
geçirilir
kararmasın yeter ki
sol memenin altındaki cevahir.


Alt 29.10.2008, 01:14 #94
Ilkokul 4. Sinif
BEN İÇERİ DÜŞTÜĞÜMDEN BERİ


Ben içeri düştüğümden beri

güneşin etrafında on kere döndü dünya.

Ona sorarsanız:

“Lâfı bile edilmez,

mikroskobik bir zaman.”

Bana sorarsanız:

“On senesi ömrümün.”



Bir kurşun kalemim vardı

ben içeri düştüğüm sene.

Bir haftada yaza yaza tükeniverdi.

Ona sorarsanız:

“Bütün bir hayat.”

Bana sorarsanız:

“Adam sen de, bir iki hafta.”



Katillikten yatan Osman,

ben içeri düştüğümden beri,

yedi buçuğu doldurup çıktı,

dolaştı dışarlarda bir vakit,

sonra kaçakçılıktan tekrar düştü içeri,

altı ayı doldurup çıktı tekrar,

dün mektup geldi, evlenmiş,

bir çocuğu doğacakmış baharda.



Şimdi on yaşına bastı,

ben içeri düştüğüm sene,

ana rahmine düşen çocuklar.

Ve o yılın titrek, ince, uzun bacaklı tayları,

rahat, geniş sağrılı birer kısrak oldular çoktan.

Fakat zeytin fidanları hâlâ fidan,

hâlâ çocuktur.



Yeni meydanlar açılmış uzaktaki şehrimde

ben içeri düştüğümden beri.

Ve bizim hane halkı

bilmediğim bir sokakta

görmediğim bir evde oturuyor.



Pamuk gibiydi, bembeyazdı ekmek

ben içeri düştüğüm sene.

Sonra vesikaya bindi,

bizim burda, içerde, birbirini vurdu millet

yumruk kadar, simsiyah bir tayın için.

Şimdi serbestledi yine,

fakat esmer ve tatsız.



Ben içeri düştüğüm sene

İKİNCİSİ başlamamıştı henüz.

Daşav kampında fırınlar yakılmamış,

atom bombası atılmamıştı Hiroşima’ya.



Boğazlanan bir çocuğun kanı gibi aktı zaman.

Sonra kapandı resmen o fasıl,

şimdi ÜÇÜNCÜDEN bahsediyor Amerikan doları.



Fakat gün ışıdı her şeye rağmen

ben içeri düştüğümden beri.

Ve “Karanlığın kenarından

ONLAR ağır ellerini kaldırımlara basıp

doğruldular” yarı yarıya.



Ben içeri düştüğümden beri

güneşin etrafında on kere döndü dünya.

Ve aynı ihtirasla tekrar ediyorum yine,

ben içeri düştüğüm sene

ONLAR için yazdığımı:

“Onlar ki toprakta karınca

suda balık

havada kuş kadar çokturlar,

korkak, cesur,

cahil, hakîm

ve çocukturlar,

ve kahreden

yaratan ki onlardır,

şarkılarımda yalnız onların mâceraları vardır.”

Ve gayrısı,

meselâ benim on sene yatmam,

lâfü güzaf.

nazım hikmet....


Alt 29.10.2008, 01:14 #95
Ilkokul 4. Sinif
YATAR BURSA KALESİNDE

Sevdalınız komünisttir,
on yıldan beri hapistir,
yatar Bursa kalesinde.

Hapis ammâ, zincirini kırmış yatar,
en âlâ mertebeye ermiş yatar,
yatar Bursa kalesinde.

Memleket toprağındadır kökü,
Bedreddin gibi taşır yükü,
yatar Bursa kalesinde.

Yüreği delinip batmadan,
şarkısı tükenip bitmeden,
cennetini kaybetmeden,
yatar Bursa kalesinde.

(1947)
NAZIM HİKMET RAN...
Alt 29.10.2008, 01:14 #96
Üniversite 4. Sinif
EkLediginiz siirLerin daha once bu konuda ekLenmemis oLmasina dikkat ederek ekLeyeLim arkadasLar...

KatkiLarin icin tesekur ederim detina..
Alt 29.10.2008, 01:15 #97
Ilkokul 4. Sinif
VATAN HAİNİ

"Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.
Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz dedi Hikmet.
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."
Bir Ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne,
kapkara haykıran puntolarla,
bir Ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında Amiral Vilyamson'un
66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, Amerikan amirali
Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira.
"Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz dedi Hikmet.
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."

Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz,
ben yurt hainiyim, ben vatan hainiyim.
Vatan çiftliklerinizse,
kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,
vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,
ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası,
Amerikan donanması, topuysa,
vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
ben vatan hainiyim.
Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla:
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.

(28.7.962)
NAZIM HİKMET RAN...
Alt 29.10.2008, 01:16 #98
Ilkokul 4. Sinif
SALKIMSÖĞÜT

Akıyordu su
gösterip aynasında söğüt ağaçlarını.
Salkımsöğütler yıkıyordu sularda saçlarını!
Yanan yalın kılıçları çarparak söğütlere
koşuyordu kızıl atlılar güneşin bittiği yere!
Birden
bire kuş gibi
vurulmuş gibi
kanadından
Yaralı bir atlı yuvarlandı atından!
Bağırmadı,
gidenleri geri çağırmadı,
baktı yalnız dolu gözlerle
uzaklaşan atların parıldayan nallarına!

Ah ne yazık!
Ne yazık ki ona
dört nala giden atların köpüklü boynuna bir daha yatamayacak,
beyaz orduların ardında kılıç oynatamayacak!

Nal sesleri sönüyor perde perde,
Atlılar kayboluyor güneşin batığı yerde!

Atlılar atlılar kızıl atlılar,
atları rüzgâr kanatlılar!
Atları rüzgâr kanat...
Atları rüzgâr.
Atları...
At...
Rüzgâr kanatlı atlılar gibi geçti hayat!
Akar suyun sesi dindi.
Gölgeler gölgelendi
renkler silindi
Siyah örtüler indi
mavi gözlerine
sarktı salkımsöğütler
sarı saçlarının
üzerine!
Ağlama salkımsöğüt
ağlama,
Kara suyun aynasında el bağlama!
el bağlama!
ağlama!
Alt 29.10.2008, 01:16 #99
Ilkokul 4. Sinif
ÇANKIRI HAPİSANESİNDEN MEKTUPLAR

Saat dört
yoksun
Saat beş
yok
Altı, yedi,
ertesi gün, daha ertesi
ve belki
kim bilir...
Hapisane avlusunda
bir bahçemiz vardı.
Sıcak bir duvar dibinde on beş adım kadardı.
Gelirdin,
yan yana otururduk,
kırmızı ve kocaman
muşamba torban dizlerinde...
Kelleci Memedi hatırlıyor musun?
Sübyan koğuşundan.
Başı dört köşe,
bacakları kısa
ve kalın
ve elleri ayaklarından büyük.
kovanından bal çaldığı adamın
taşla ezmiş kafasını.
"hanım abla" derdi sana.
Bizim bahçemizden küçük bir bahçesi vardı,
tepemizde,
yukarda,
güneşe yakın,
bir konserve kutusunun içinde...
Bir cumartesi gününü,
hapisane çeşmesiyle ıslanan
bir ikindi vaktini hatırlıyor musun?
Bir türkü söylediydi kalaycı Şaban Usta,
aklında mı:
"Beypazarı meskenimiz,ilimiz,
kim bilir nerede kalır ölümüz....?"
O kadar resmini yaptım senin
bana birini bırakmadın.
Bende yalnız bir fotoğrafın var:
bir başka bahçede
çok rahat
çok bahtiyar
yem verip tavuklara gülüyorsun.
Hapisane bahçesinde tavuklar yoktu,
fakat pek ala gülebildik
ve bahtiyar olmadık değil.
Nasıl haber aldık
en güzel hürriyete dair,
nasıl dinledik ayak seslerini
yaklaşan müjdelerin,
ne güzel şeyler konuştuk
hapisane bahçesinde..

Alt 29.10.2008, 01:18 #100
Ilkokul 4. Sinif
nazım usta deyince sular seller durur sadece o düşünceleri şiirleri yazıları gelir akla... nazım ustam sen hala yaşıyorsun ve hepte yaşayacaksın...
Cevapla

Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB Kodlari Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


WEZ Format +2. Şuan Saat: 05:45.
Cayburg - Arşiv - Top - Iyiler - Web Stats
Rapidshare Uploaded.to Uptal.com Upshare.NET Filefactory.com Videolari, Video izle Fun, Fan Anket WinRAR | File Hosting Free Kurd Radyo Dinle Bedava Albüm Indir Yeni Albüm Albüm Paylasim .Net .Org
Powered by vBulletin® Version 3.8.1 Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.