Nefs Nefs dediğimiz şey; aslında bu konuda birçok şey söylenmiş olmasına rağmen, asıl görevi ve işlevi çok da insanlar tarafından bilinmemektedir. Nefs; kendinde barındırdığı birkaç mekanizma ile insanoğlunu cehenneme ve cennete götürecek kadar önemli bir varlıktır. Bu mekanizmalar şunlardır: ene, lümme-i şeytaniye, lümme-i meleki, can ve ruhtur. Gelelim bu mekanizmaları açıklamaya: Ene: Gök, zemin, dağ, tahammülünden çekindiği ve korktuğu emanetin birkaç çeşidinden bir ferdi ene'dir. Evet, ene, zaman-ı Âdem'den şimdiye kadar âlem-i insaniyetin etrafına dal budak salan ya bir nur kaynağı ya da müthiş bir zehir kaynağının çekirdeğidir. Âlemin anahtarı insanın elindedir ve nefsine takılmıştır. Kâinat kapıları zâhiren açık görünürken, hakikaten kapalıdır. Cenâb-ı Hak, emanet cihetiyle, insana "ene" namında öyle bir anahtar vermiş ki, âlemin bütün kapılarını açar. Ve öyle tılsımlı bir enaniyet vermiş ki, Kâinatın Halıkının bütün bilinmeyenlerini onunla keşfeder. Fakat ene, kendisi de gayet muğlâk bir muammâ ve açılması müşkül bir tılsımdır. Eğer onun hakikî mahiyeti ve yaratılış sırrı bilinse, kendisi açıldığı gibi kâinat dahi açılır. İşte, Cenâb-ı Hakkın, ilim ve kudret, Hakîm ve Rahîm gibi sıfât ve esmâsı sınırsız, hudutsuz, ortaksız olduğu için, onlara hükmedilmez ve ne oldukları bilinmez ve hissolunmaz. Öyleyse, hakikî nihayet ve hadleri olmadığından, farazî ve hayali bir haddi çizmek lâzım geliyor. Onu da ene yapar. Kendinde bir hayali yaratıcılık, bir mâlikiyet, bir kudret, bir ilim tasavvur eder, bir had çizer, onunla sınırsız sıfatlara bir hayali had çizer. "Buraya kadar benim, ondan sonra Onundur" diye bir taksimat yapar. Kendindeki ölçücüklerle onların mahiyetini yavaş yavaş anlar. Mesela, "ben görüyorum on km'ye kadar, demek O'nun bütün kainatı görmesi gayet normal...gibi" Demek ene, ayna misali yaratıcıdan gelen feyz ve diğer ilahi nurları bulunduğu kalbe yönlendirir. Fakat ene eğer aynası şerri şeylerle kapanmış ise o zaman yansıtma işlemini gerçekleştiremez. Hadisi Şerifteki günah işleye işleye kararan kalpler olayındaki gibi. Aynanın temiz olması gerekli, ki yansıtma işlemi olabilsin. Bir ölçü birimi olarak ene, kainatta olan olayları kıstas ve kıyas yaparak gerçeği bulabilir ya da tamamen yanlış tarafa sapabilir. Burada da "ene" nin nelerden beslendiği çok önemlidir. Bu sebeple ene'yi bir ağaca benzetirsek onu iyi besler iseniz gül olur kötü besler iseniz zakkum. Gül etrafa güzel koku ve görünüş itibarı ile güzellik verir. Zakkum ise zehirlidir hem kendisini hemde bulunacağı yeri zehirler. Bir inkişaf ettiren (ortaya çıkaran) olarak ene, keşfedilmemiş şeyleri ortaya çıkarabilme özelliğine de sahiptir. Dikkat edilmesi gereken nokta "ene" ye herşeyin sahibinin bir yaratıcının olduğunu kabul ettirmek lazım. Eğer ettiremezseniz o kendini ilah kabul eder. Siz bunun farkında olmayabilirsiniz. Sizi istediği yöne yönlendirebilir siz kendinizin yaptığını zannettirir. ....devamı gelecek...
Konu cdonmez tarafından (01.05.2008 Saat 12:16 ) değiştirilmiştir.
|